Arı Sütü ve Kanser

ARI SÜTÜ VE KANSER

Arı sütünün diğer etkilerinin yanında insan için en bilinen faydalarından biri vücudumuzda yeni hücre oluşumunu sağlayarak enerji vermesidir.

Yeni hücre oluşumunu sağladığı için kötü hücreleri, yani kanser hücrelerini, besleyebileceği ile ilgili bazı görüşler ve buna bağlı olarak bazı çekincelerle karşılaşıyoruz. Konuyla ilgili zaman zaman sosyal medyada da bazı paylaşımlar oluyor ve bu paylaşımlar ile yorumlara baktığımızda konuyla ilgili fazla bilgi sahibi olunmadığı ortaya çıkıyor.

Arı sütü üreticisi olarak ilk önce bizlerin ürettiğimiz ürünle ilgili doğru bilgileri edinmemiz gerekmektedir. Tıp doktoru veya Apiterapi uzmanı değiliz, tedavi tavsiyeleri verecek durumumuz da yok ama ürettiğimiz ürünün faydalarını ve zararlarını bilmemiz gerekir.

Arı sütü kanser hücrelerini besler (çoğaltır mı) mi?

Akademik çalışmalara bakarak bunun cevabını bulmaya çalışalım.

1-  2020 yılında yayınlanmış, Japonya’da kanser hastalarıyla yapılan çalışma:

Özet: Moleküler hedefli tedaviler, metastatik (yayılmış) renal hücreli karsinom (RCC) olan hastalarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Bununla birlikte, bu terapötik (tedavi edici) müdahalelerin etkinliği ve güvenliği, bu hastalarda prognozu iyileştirmek için iyileştirme gerektirir. Arı sütü (RJ), kanser karşıtı etkilere ve çeşitli malignite (kötü huylu) türlerinde yan etkilere sahiptir. Bu çalışma, randomize (rastgele) bir klinik çalışmada moleküler hedefli ajanlarla tedavi edilen ileri RCC’li hastalarda RJ’nin oral uygulamasının etkilerinin altında yatan ayrıntılı mekanizmayı araştırdı. Çalışma grubu, arı sütü ile tedavi edilen 16 hastadan (900 mg arı sütü içeren kapsüller, üç ay boyunca günde dört kez “kahvaltı, öğle yemeği ve akşam yemeğinden sonra ve yatmadan önce”) ve bir plasebo (nişasta içeren kapsüller, üç ay boyunca günde dört kez “kahvaltı, öğle yemeği ve akşam yemeğinden sonra ve yatmadan önce”) ile tedavi edilen 17 hastadan oluşuyordu. Serum tümör nekroz faktörü (TNF) ‑α ve dönüştürücü büyüme faktörü (TGF) ‑β seviyeleri, enzime bağlı immünosorbent deneyleri kullanılarak ölçüldü. Bu çalışmanın sonuçları, plasebo ile uygulanan hastalara kıyasla moleküler hedefli tedaviyi takiben arı sütü ile takviye edilen hastaların tümör boyutunda daha büyük bir azalma olduğunu gösterdi. Hastalar, plasebo grubuna kıyasla arı sütü grubunda azalmış anoreksi ve yorgunluk sergiledi. Arı sütü grubundaki hastalar için nispi doz yoğunluğu, plasebo grubundaki hastalardan daha yüksekti. Arı sütü grubundaki hastalarda serum TNF ‑ α ve TGF ‑ β düzeylerinin tedavi sonrası ve tedavi öncesi oranları plasebo grubundaki hastalardan daha düşüktü ve hastalarda bu oranlar, azalan tümör boyutu ve anoreksi veya yorgunluk sıklığı ile korelasyon gösterdi. Sonuç olarak, bu çalışmanın sonuçları, Arı sütünün oral alımının, renal hücreli karsinomlu (RCC) hastalarda moleküler hedefli tedavinin etkinliğini ve güvenliğini artırdığını ve hastaların serumundaki TNF ‑ α ve TGF ‑ β düzeylerini değiştirdiğini ve arı sütü biyolojik kaynaklı aktivitelerde önemli bir rol oynadığını gösterdi. [1]

2-  2013 yılında yayınlanmış, İran’da “arı sütünün tümörlere karşı etkisi” deney hayvanları ile yapılmış çalışma:

Tartışma: Bu çalışmada arı sütünün Balb / c farelerinde malign fibrosarkom (kütü huylu tümör) hücrelerinin büyümesi ve metastazı (başka bölgelere sıçramaları) üzerindeki etkileri incelenmiştir. Sonuçlar, arı sütü alan farelerde ortalama tümör boyutunun kontrol grubundan daha küçük olduğunu gösterdi. Balb / c farelerde arı sütünün WEHI-164 fibrosarkom üzerindeki etkilerini araştırmak için benzer bir çalışma yapılmamıştır, ancak hayvan modellerinde arı sütünün diğer kanser türleri üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bir grup Japon araştırmacı tarafından yapılan bir çalışmada arı sütünün kanser üzerindeki etkileri araştırıldı. Bu çalışmada, iki grup laboratuar faresinden birine tümör hücresi aşılamasından önce arı sütü verildi. Çalışma, arı sütünün lösemi hücreleri üzerinde hiçbir etkisi olmadığını, ancak sarkom hücreleri üzerinde terapötik (tedavi edici) etkileri olduğunu göstermektedir. Bu çalışmada elde edilen sonuçlar ayrıca kontrol grubundaki tümörlerin boyutunun tedavi edilen gruplardaki boyutlarından daha büyük olduğunu göstermektedir. Bincoletto ve arkadaşları tarafından yürütülen diğer çalışma, arı sütünün vücut bağışıklık tepkisini düzenlediğini ve uzun süreli tedavi rejiminin anti-tümör etkilerine neden olduğunu gösterdi. Bu çalışmada, 33 gün boyunca 500, 1000 ve 1500 mg / kg dozlarında reçete edilen arı sütü, sağ kalımı sırasıyla %38, 85 ve %71 arttırdı. [2]

3-  2017 yılında yayınlanmış, Mısır’da “kanser hastalarında böbrek hasarı” ile ilgili hastalarla yapılan çalışma:

Bulgular: Ham arı balı ve arı sütü kapsülleri kullanan hastalar, kontrol grubundakilere kıyasla daha düşük böbrek hasarı (kreatinin ve üre) gösterdi. Böbrek parametrelerindeki değişiklikler, sisplatin (kemoterapide kanseri tedavi etmek için kullanılan bir ilaç) tedavisi öncesi ve sonrası arı balı grubu ile karşılaştırıldığında anlamlı (p <0.05) daha düşüktü. Arı sütünün etkili olduğu bulundu; ancak kemoterapi öncesi ve sonrası kreatinin ve üre düzeylerindeki fark istatistiksel olarak anlamlı değildi.

Sonuçlar: Doğal bileşikler olarak arı balı ve arı sütünün kullanımı sisplatin nefrotoksisitesini (ilaçların yol açtığı zehirleyici etki) azaltmada etkilidir ve klinik olarak anlamlı önleme için umut verici bir şans sunabilir. Bu çalışma, sisplatin böbrek yan etkilerinin tedavisi için potansiyel olarak önemli çıkarımlara sahiptir ve insan deneklerde bal ve arı sütünün bu etkisini araştıran ilk çalışma olarak kabul edilmektedir. Bununla birlikte, küçük örnekleme boyutu nedeniyle, daha büyük bir örnek boyutu kullanarak daha fazla araştırma yapmanızı öneririz. [3]

4-  2018 yılında yayınlanmış, Japonlar tarafından yazılmış, arı sütünün kansere etkisi ile ilgili derleme:

Sonuçlar: Bu derlemede, in vivo (canlı ortamda, yaşayan koşullarda) ve in vitro (laboratuar ortamında, yapay koşullarda) çalışmalarda bildirilen arı sütünün anti-kanser etkileri üzerine çalışmaları özetledik. Arı sütünün ve ana bileşeni olan 10-HDA, kanserle ilgili çeşitli faktörlerin düzenlenmesi yoluyla tümör büyümesini ve kanser hücresi istilasını inhibe (engelleyebilir) edebilir. Ek olarak, hayvan deneyleri, arı sütü uygulamasının çeşitli habis (kötü huylu tümör) durumlarla uzun süreli hayatta kalmaya yol açtığını göstermiştir. Pek çok rapor, arı sütünün mukozit, fibroz ve böbrek ve karaciğer bozukluğu gibi kanser önleyici ajan kaynaklı toksisitelere (zarar verenlere) karşı koruma için faydalı olduğunu göstermiştir. Ayrıca, hücre canlılığı, enflamasyon ve oksidatif stres dahil olmak üzere çeşitli biyolojik aktivitelerin arı sütü tarafından modülasyonu, arı sütü ile indüklenen etkilerle yakından ilişkilidir. Çeşitli klinik çalışmalar, arı sütünün ilaca bağlı toksisitelere (zarar verenlere) karşı etkinliğini doğrulamış ve kanserli hastalardaki mekanizmaları netleştirmiştir; bununla birlikte, bu klinik araştırmaların neredeyse tamamı nispeten küçük çalışma popülasyonları kullanmıştır. Bu nedenle, bu hastalarda arı sütünün klinik faydasının tartışılması için daha ayrıntılı araştırmalar gereklidir. Arı sütü ve anti-kanser ilaçlarına dayanan çeşitli kombinasyon tedavilerinin etkililiği ve güvenliği, çeşitli arı sütü fraksiyonları kullanılarak, in vivo ve in vitro olarak bildirilmiştir. Pek çok sorunun çözülmesi kesin olmakla birlikte, arı sütünün anti-kanser tedavileri ile tedavi edilen hastaların yaşam kalitesinin ve prognozunun (hastalığın seyri) iyileştirilmesi için potansiyel bir araç olduğuna inanıyoruz. [4]

5-  2018 yılında yayınlanmış, Tayvan’da kolon kanseri için yapılmış laboratuvar çalışması:

Sonuç: WiDr (kolon kanseri hücreleri) hücrelerinde proinflamatuar sitokinler, TNF-α (tümör nekroz faktörü-alfa), IL-1β ve IL-8 üretimi, 10-HDA (10-hidroksi-2-dekenoik asit) tarafından inhibe (engellendi) edildi. Buna karşılık, 10-HDA, 0.1 ila 3 mM’lik bir dozda IL-lra üretimini etkin bir şekilde indükledi (sebep oldu). IL-8 üretimi, doz bağımlı bir şekilde 0.5 ila 3.0 mM 10-HDA’dan önemli ölçüde azaldı. Bol miktarda IL-1ra (reseptör antagonisti sitokin), daha sonra 3 mM’de 10-HDA işleminden sonra azalmış olan IL-1p üretimini bastırdı. 10-HDA, WiDr hücrelerinde de NF-κB’yi inhibe etti. 10-HDA ayrıca hayvan patojenlerine (hastalık oluşturanları) karşı yüksek antibakteriyel (bakteriyel üremeye engel olma) aktiviteye sahipti. Bu sonuçlar, arı sütündeki 10-HDA’nın anti-enflamatuar (iltihapla savaşan ilaçlar) ve anti-bakteriyel aktiviteleri yoluyla insan gastrointestinal (sindirim sisteminin tüm organları) sistemine fayda sağlayabileceğini gösterdi. [5]

6-  2016 yılında yayınlanmış, Çin’de göğüs kanseri il ilgili deney hayvanlarıyla yapılmış çalışma:

Bulgular: Arı sütü, 4T1 (meme kanseri modeli) taşıyan farelerde vücut ağırlığı seviyeleri üzerinde belirgin bir etkiye sahip değildi, ancak in vivo (canlı ortamda, yaşayan koşullarda) 4T1 meme kanseri hücrelerinin büyümesini hafifçe inhibe (engelledi) etti. Sonuç, arı sütünün (0.5 g / kg), 4T1 taşıyan fareler üzerinde önemli bir immünomodülatör (bağışıklık sistemini kuvvetlendiren) etkiye sahip olduğunu gösterir; bu da Tümör Nekroz Faktörü Alfa (TNF-a), İmmünoglobulin G (IgG) ve interlökin-6 (IL-6) azalmasını yansıtan önemli immünomodülatör etkiye sahip olduğunu gösterir. Aynı zamanda, dalak lenfositlerinde IL-10 üretimi de önemli ölçüde azaldı ve bu da Th2 yanıtını da düşürdü. Ve arı sütü ile histopatolojik incelemeler daha etkiliydi

Sonuç: Sonuçlar, arı sütünün 4T1 taşıyan farelerde bağışıklığı geliştirebileceğini ve arı sütünün farelerin bağışıklığı üzerindeki etkisinin, arı sütünün antitümör etkisiyle ilişkili olacağını doğruladı. [6]

7-  2016 yılında yayınlanmış, İran’da, kanser hastalarında yorgunluk ile ilgili, hastalarla yapılmış çalışma:

Öz: Kansere bağlı yorgunluk (CRF), kanser hastalarının %50 ila %90’ı tarafından deneyimlenir ve yaşam kalitelerini ve fonksiyonel kapasitelerini ciddi şekilde etkileyebilir.

Bu çalışmanın amacı, hormon tedavisi, kemoterapi, kemo-radyasyon veya radyoterapi gören kanser hastalarında işlenmiş bal ve arı sütünün CRF semptomları üzerindeki etkinliğini değerlendirmektir.

Mayıs 2013 ile Ağustos 2014 tarihleri ​​arasında Tahran’da (İran) bulunan Shohada-e-Tajrish hastanesinin onkoloji kliniğini ziyaret eden hastalardan 52 katılımcı seçilerek iki gruba ayrıldı. Çalışma grubuna (26 hasta) işlenmiş bal ve arı sütü verilirken, kontrol grubuna saf bal verildi. Her iki gruba da 5 mL takviyesini 4 hafta boyunca günde iki kez tüketmeleri talimatı verildi. Sonuçlar, çalışmanın iki kolu arasında karşılaştırıldı ve olasılık dağılımlarının eşitliği bir Kolmogorov-Smirnov testi kullanılarak değerlendirildi.

Bulgular: 52 hastanın yaş ortalaması 54.84 idi. İşlenmiş bal ve arı sütü ile iki ve dört haftalık tedaviden sonra, tedaviye bağlı VAFS (görsel analog yorgunluk ölçeği) ve FSS (yorgunluk şiddeti ölçeği) çalışma grubunda kontrol grubuna göre daha iyiydi ve farklar istatistiksel olarak anlamlıydı.

Sonuç: Bildiğimiz kadarıyla, çalışmamız CRF’yi iyileştirmek için işlenmiş bal ve arı sütü kullanımına destek sağlamıştır. Bu çalışmanın olumlu sonuçları, bu alanda daha fazla çalışma yapılmasını gerektirmektedir. [7]

8-  2014 yılında yayınlanmış, Türkiye’de, oral mukozit (ağız yarası) ile ilgili hastalarla yapılmış çalışma:

Özet: Bu çalışma radyoterapi ve kemoterapi gören hastalarda arı sütünün oral mukozit (ağız yarası) üzerindeki etkisini değerlendirmek için yapıldı. Çalışma popülasyonu, radyoterapi ve kemoterapi gören 103 hastadan oluşuyordu. Ağız mukoziti Dünya Sağlık Örgütü kriterlerine göre derecelendirildi ve hastalar 2 gruba ayrıldı. Tüm hastalar benzidamin hidroklorür ve nistatin durulamaları ile gargara tedavisi aldı. Ayrıca deney grubundaki hastalara arı sütü verildi. Arı sütü grubundaki oral mukozitin ortalama çözülme süresi, kontrol grubuna göre önemli ölçüde daha kısadır. Sonuç olarak, çalışma sonuçları, belirli bir prosedürle uygulanan arı sütünün oral mukozitin belirti ve semptomlarını iyileştirdiğini ve iyileşme süresini önemli ölçüde kısalttığını göstermektedir. [8]

*        *        *        *        *        *        *        *        *        *        *        *        *        *       *

Arı sütünün tümör ve kansere etkisi konusunda deney hayvanları ve hastalar üzerinde yapılmış akademik çalışmaların 8 tanesinin özetlerini paylaştım. Çalışma detaylarına internet adreslerinden ulaşabilirsiniz.

Paylaştığım ve diğer yapılan çalışmalarda, arı sütünün kanser hücrelerini artırmak bir tarafa tümörleri küçülttüğü, bağışıklık sistemini arttırdığı, tedavi sürecinin insan yaşam kalitesine olumlu katkı yaptığı ve kanser tedavilerinde daha az ilaç kullanımını sağladığı sonuçları çıkartılmıştır.

Burada bir konunun önemine dikkat çekmek isterim. Arı sütü tamamlayıcı ve destekleyici tedavi kapsamındadır. Kanser gibi ciddi hastalıkları arı sütünün tedavi etmesini beklemek çok yanlış olur. Arı sütü, bu gibi hastalıklarda ancak mevcut tedaviye ilave olarak destek olmak için kullanılabilir. Yapılan tüm çalışmalarda da arı sütü, mevcut tedavilere destek olarak kullanılmıştır.

Tüm bu bilgilerden sonra, arı sütünün kanser hücrelerini besleyip beslemediğini siz değerli okuyuculara bırakıyorum.

Referanslar:

1- Yasuyoshi Miyata , Kyohei Araki, Kojiro Ohba, Tomhiro Mastuo, Yuichiro Nakamura, Tsutomu Yuno, Yuta Mukai, Asato Otsubo, Kensuke Mitsunari, Yasushi Mochizuki and Hideki Sakai (2020):

Oral intake of royal jelly improves anticancer effects and suppresses adverse events of molecular targeted therapy by regulating TNFα and TGFβ in renal cell carcinoma: A preliminary study based on a randomized doubleblind clinical trial

Department of Urology, Nagasaki University Graduate School of Biomedical Sciences, Nagasaki      852‑8501, Japan

https://www.spandidos-publications.com/10.3892/mco.2020.2099


2-  Maryam Shirzad, Rahimeh Kordyazdi, Najmeh Shahinfard, Morteza Nikokar (2013)

Does Royal jelly affect tumor cells?

Medical Plant Research Center, Shahrekord University of medical sciences, shahrekord , Iran

http://eprints.skums.ac.ir/4804


3-  Hasnaa Osama, Aya Abdullah, Bassma Gamal, Dina Emad, Doha Sayed, Eman Hussein, Eman Mahfouz, Joy Tharwat, Sally Sayed, Shrouk Medhat, Treza Bahaa & Mohamed E. A. Abdelrahim (2017)

Effect of Honey and Royal Jelly against Cisplatin Induced Nephrotoxicity in Patients with Cancer

Faculty of Pharmacy, Beni-suef University, Beni-suef, Egypt; Faculty of Pharmacy, Ahram Canadian University, Giza, Egypt

https://www.tandfonline.com/doi/abs/10.1080/07315724.2017.1292157


4-
Yasuyoshi Miyata, Hideki Sakai (2018)

Anti-Cancer and Protective Effects of Royal Jelly for Therapy-Induced Toxicities in Malignancies

Department of Urology, Nagasaki University Graduate School of Biomedical Sciences, Nagasaki 852-8501, Japan

https://www.mdpi.com/1422-0067/19/10/3270


5-  Yuan-Chang Yang, Wing-Ming Chou, Debora Arny Widowat, I-Ping Lin & Chi-Chung Peng (2018)

10-hydroxy-2-decenoic acid of royal jelly exhibits bactericide and anti-inflammatory activity in human colon cancer cells

https://link.springer.com/article/10.1186/s12906-018-2267-9


6-  Shuang Zhang, Qiqi Shao, Zhenhuang Shen, Songkun Su (2016)

Immunomodulatory response of 4T1 murine breast cancer model to camellia royal jelly

https://www.biomedres.info/biomedical-research/immunomodulatory-response-of-4t1-murine-breast-cancer-model-to-camellia-royal-jelly.html


7-  Bahram Mofid, Hossein Rezaeizadeh ,  Abdulkarim Termos ,  Afshin Rakhsha ,  Ahmad Rezazadeh Mafi ,  Taiebeh Taheripanah ,  Mehran Mirabzadeh Ardakani ,  Seyed Mohammad Esmaeil Taghavi ,  Seyyed Alireza Moravveji , Amir Shahram Yousefi Kashi (2016)

Effect of Processed Honey and Royal Jelly on Cancer-Related Fatigue: A Double-Blind Randomized Clinical Trial

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4965196/#b37-epj-08-2475

 

8-  Özden Erdem, Zeynep Güngörmüş (2014)

The Effect of Royal Jelly on Oral Mucositis in Patients Undergoing Radiotherapy and Chemotherapy

Military Hospital, C¸ anakkale, Turkey (Mr Erdem); and Nursing Department, Faculty of Health Sciences, Gaziantep University, Gaziantep, Turkey

https://journals.lww.com/hnpjournal/Abstract/2014/07000/The_Effect_of_Royal_Jelly_on_Oral_Mucositis_in.5.aspx

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir