Arılarımızın Arı Sütü Yönünden Islahı

ARIMIZIN ARI SÜTÜ YÖNÜNDEN ISLAHI

Son yıllarda yerli arı sütünün faydalarının daha fazla bilinmesi, arı sütüne olan talebin artması, mevcut üreticilerimizin satışta fazla sıkıntı çekmemesi ve üretime başlamak isteyen arıcımızın arı sütü üretim yöntemlerine daha kolay ulaşabilmesi ile arı sütü üretimimiz son yıllarda artmıştır. Henüz ülke tüketiminin çok az kısmını üretiyor olmakla birlikte, çok fazla arıcının arı sütü üretimine olan ilgisi ve üretime başlama düşüncesi memnunluk vericidir.

Zaman zaman arı sütü üreticileriyle yaptığımız toplantılarda üreticilerimizin fazla sorun iletmediğini görüyoruz.

Gerçekten de arı sütü üreticisinin fazla sorunu yok muydu?

Yoksa büyük bir sorun, iyi kazançtan dolayı göz ardı mı ediliyor?

Üreticilerle bir araya geldik, üretim modellerimizi, besleme şeklimizi, koloni yönetimimizi ve arı sütü verimini etkileyen faktörleri inceledik. Kendi içimize baktığımızda verimli üretim yapanlar yok değildi ama… 

Sadece kendi üretimlerine bakanlar sorunları doğru tespit edemezler.

Bugün sorun edilmeyen arı sütü verimi, ileriki yıllarda daha fazla arıcının arı sütü üretimine başlamasıyla durum yine böyle mi olacak?

Önce durumumuza şöyle bir bakalım. Kovan başı arı sütü üretimimiz 200-500 gram/yıl. En verimli günde hasat ettiğimiz arı sütü miktarını, kovan sayısına böldüğümüzde kovan ortalamamız 17-18 gram. Az da olsa 3 günlük döngüde bazı kovanlardan 25-30 gram arı sütü aldığımız oluyor.

Dünya arı sütü üretiminin büyük bir kısmını üreten Uzakdoğu ülkelerine baktığımızda, bir kovandan 3-5 kilo/yıl arı sütü ürettiklerini, 3 günlük döngüde bir kovandan 150-200 gram arı sütü hasadı yaptıklarını görüyoruz.

Diğer ülkelerle karşılaştırıldığımızda arı sütü verimimiz yeterli mi?

Başkaları nasıl daha fazla üretiyor da biz az üretiyoruz?

Ne yapmalıyız?

Dünya arı sütü üretiminin büyük kısmını üreten ülkelerin bu konuda neler yaptığı Uzakdoğu’daki akademisyenlerin yaptıkları çalışmalarda yazıyor.

Flora, besleme şekli ve üretim döneminin uzunluğu yanında bir konu öne çıkıyor, o da arı sütü yönünden ıslah edilmiş arıların kullanımı.

Tarım ve Orman Bakanlığı temsilcileri, Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği yönetimi ve Arı Sütü Üreticilerinin bulunduğu değişik ortamlarda, arımızın arı sütü yönünden ıslahının yapılmasının gerektiğini 4 yıldır söylüyorum. Arı sütü üreticileri bu söylemime ilk başlarda çok ilgi göstermese de zamanla konuya ilgi duymaya başladılar.

İlk olarak, çok umutlu olmasak da ıslahı esas olarak yapması gerekenlerden (Bakanlık, Arı Yetiştiricileri birlikleri, Üniversiteler) bekledik. Yapılmadı, yakın zamanda yapılmasını da artık beklemiyoruz.

O zaman ne yapmak gerekir?

Önce ıslah konusuna biraz bakalım, neler yapılmış, neler yapılıyor?

Uzakdoğulu arı sütü üreticileri daha fazla arı sütü üreten arıları seçerek (seleksiyon) ve bunlardan ana arı üreterek 20 yılda arı sütü erimlerini 200-300 gram/yıldan 2-3 kg/yıla çıkartmışlar.

Bunu yapabilir miyiz?

Her üreticimizin bunu yapabilmesi gerekir. Bunun için, akrabalı yetiştiriciliğe dikkat etmek, mevcut arımızı öldürmememiz (en az kış kaybı) ve dışardan çok sayıda arı satın alınmadan süreç devam ettirilmeli ve damızlık ana arı konusunda diğer arı sütü üreticileriyle ana arı takası yapılması gerekir.    

Esas olarak yapılması gereken ise arılarımızın arı sütü yönünden ıslahıdır.  

Arıcı ıslah yapabilir mi?

Islahın kelime anlamı; daha iyi duruma getirme, düzeltme, iyileştirme.       

Islahı ve Islahta yapılanları küçümsemek için söylemiyorum ama biz bazı şeyleri gözümüzde çok büyütüyoruz. Tabi bu durum herkesin bakış açısına göre ne kadar büyütüp büyütmediği ile değişkenlik gösterir. Bir iş karmaşıksa ve bilinmiyorsa, genellikle gözümüzde o kadar çok büyütürüz, bazen de küçültürüz.

İşin ehli olmak tabi ki iyi olur ama o seviyeye gelmek için gerekli bilgiyi edinip bir yerden başlamak da gerekir.

İş biz üreticilere kalıyor.

Bu konuda yardım alabildim mı?

Bir süredir bu konuyu inceliyorum. Dünyada bu işi kimler yapmış? Nasıl yapmış? İncelikleri nedir?

Mendel yasaları, saf, hibrit, melez, homozigot, heterozigot, dominant, resesif, soy kombinasyon ıslahı, karma ıslah, kapalı toplum ıslahı gibi terimlerden burada bahsedecek değilim. Islah konusunda internette birçok kaynak mevcut okuyup öğrenmek mümkün. Bunların yanında herhangi bir kişiden yardım almam söz konusu olmadı.

İleride arılarımızın gen dizilimiyle ilgili bir hocamızdan yardım almamız söz konusudur.

Biz arı sütü üreticilerinin bu konuda avantajlı ve dezavantajlı olduğumuz durumlar var.

Arı ıslahının temelini “seçme” oluşturur ve hangi arının daha fazla arı sütü ürettiğinin seçimini de en doğru üreticiler yapar. Her gün arımızın başında olduğumuz ve takip ettiğimiz için diğer seçim kriterleri ile ilgili (ilkbahar gelişimi, temizlik, hastalıklara direnç, uysallık, kışlama yeteneği, vb) seçim yapmamızda da doğruluk payı yüksek olacaktır. 

  Arı sütü üretimi işine ilave olarak, ıslah ile ilgili işler ilave iş yükü oluşturacaktır. Seçim için kullanacağımız kovan sayısı yüzlerce yerine belki daha az olacaktır.

İzole alanımız maalesef yok. Bunu suni dölleme ve bazı kontrollü çiftleştirme yöntemleriyle çözmeye çalışacağız.

Çok tercih ettiğimiz bir yol değildi ama iş başa düştü.

Bu konuda yalnız mıyım?

İki arı sütü üreticisi arkadaşımla, ayrı arılıklarda başlayacağız, yardımlaşarak devam etmeyi düşünüyoruz.

Arıcı ıslah yapabilir mi? Sorunun cevabını tekrar vermeye çalışayım.

Dünyaya baktığımızda bu işi birçok arıcının başarılı şekilde yaptığını görüyoruz. 

Arı ıslahının uzun soluklu bir iş olduğunu biliyoruz. Burada tarihe bir not düşelim, 5 yıl sonra nereye geldiğimize tekrar bakarız.  

Sonuç olarak, ilk amacımız ana arı üretip satmak değil, yapacağımız iş kullandığımız arıların arı sütü verimini iyileştirmek ve sütçü hat oluşturmak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir