Öğretmekle Bazı Üreticilere Kötülük Mü Ediyoruz?

ÖĞRETMEKLE BAZI ÜRETİCİLERE KÖTÜLÜK MÜ EDİYORUZ?

İşletme olarak üç yıldır arı sütü üretiminin Türkiye’de yaygınlaşması için elimizden geldiğince çalışıyoruz. Bu yıl (2020) üretime başlayanların çok olduğunu anlayan üreticilerden, arıcılarımıza arı sütü üretimini öğrettiğimiz için son zamanlarda bazı tepkiler alıyoruz.

Bu kadar çok teşvik edilmemeli, arı sütü fiyatı düşecek deniyor.

Bir süredir düşünüyoruz; acaba kötülük mü ediyoruz?

Öğrettiğimiz için yaptığımız kötülük mü daha fazla, yoksa iyilik mi?

Bilgi ve tecrübe paylaşımı konusunda şu 3 düşünce benimsenebilir.

  • Bilgiyi ve tecrübeyi zor kazandım, kimseyle paylaşmam.
  • Bilgiyi ve tecrübeyi zor kazandım, uygun gördüğümle paylaşırım.
  • Bilgiyi ve tecrübeyi zor kazandım, bilgimi ve tecrübemi herkese açık paylaşıyorum, isteyen alabilir.

Hangisi doğru?

Doğru bilgi ve tecrübenin herkese açık paylaşılması zararlı olabilir mi?

Durumu daha net görebilmek için geçmiş üretim ve tüketim miktarlarımıza bakmakta fayda var.

Geçmiş yıllardaki veya günümüz için üretim miktarıyla ilgili maalesef ki sağlıklı bilgiler yok. Uzun yıllar üretim yapanlar ve konuyla ilgili olanlarla görüştüğümüzde, ülkemizde uzun yıllar 300-500 kilo/yıl arı sütü üretildiğini tahmin edebiliyoruz. 2010’lu yılların ortasında üretim bir miktar artmaya başladı, 2017 yılından sonra ise üretim artış hızı çoğaldı ve 2019 yılında tahminimiz 1700-1800 kilo arı sütü üretimi olmuştur. 2020 yılında üretimin 2300 veya 2500 kilo olması muhtemeldir.

 Ülkemizin arı sütü tüketimini ithalat miktarına, yerli üretim miktarını ilave edince bulabiliriz. 2000 yılından 2010 yılına kadar her yıl ortalama 13100 kilo arı sütü ithal etmişiz. 2010 yılından 2020 yılına kadar ise, her yıl ortalama 16700 kilo arı sütü ithalatımız var.

Bu rakamlarla tüketimimiz için 2000 ile 2010 arasında 13600 kilo/yıl, 2010 ile 2020 arasında 18500 kilo/yıl tahminini yapabiliriz. 

Türkiye’nin nüfusuna göre arı sütü tüketimine bakarsak; son 20 yılda kişi başı tüketim 0,2 gram/yıl olarak gerçekleşiyor ve artış yok.

20 yıllık süreçte arı sütü ithalatı ve üretimi bir miktar artmış olsa da nüfus artışından dolayı kişi başı tüketim miktarında bir artış olmamış.   

Yerli arı sütü üretimine ve üreticilerin durumuna biraz bakalım.

Türkiye’de arı sütü üretim teknikleri kullanan ve koloni yönetimini buna göre yaparak arı sütü üretenlerin sayısı uzun yıllar iki elin parmak sayısını geçmemiştir. Ana arı üreticilerinin bir kısmının arı sütü de ürettiğini göz önünde bulundurursak belki sayı iki katına çıkar.

Niye çoğalmamış?

Pazarlama konusunda yaşanan sıkıntılara ilave olarak, öğrenmek için üreticilerin ziyaret edilme zorunluluğu, üreticilerin bazılarının kısmi bilgi vermesi, bazılarının bilgi paylaşımından kaçınmasından üretici sayısı uzun yıllar fazla artmamıştır.  

Yaptığımız toplantıların birinde, eski üreticilerimizden birinin arı sütü üretimi için kurtçuk aktarımını görmeye gittiğinde, uzun süre bekletildikten sonra vakfın üretim sahasından nasıl kovulduğunu anlattığı anekdotu unutmak mümkün değil.

Eskiden arı sütü üretimini öğrenmek günümüzden çok daha fazla uğraşı gerektiriyordu.

Günümüze yaklaşıldıkça ne değişti?

Bizim için her şey 8 yıl önce, 2012 yılında başladı.

Öğrenmek istemekle beraber, ilk başta üretmeyi düşünmüyorduk.

Bursa’da Sebahattin abinin işletmesine giderek üretim aşamalarını gördük, sorduğumuz sorulara cevap aldık.

Emekli olup köyümüzde devamlı kalmaya başladıktan sonra, fazla zamanımız oluşmaya başladı ve 2015 yılında az miktar (5 kg) üreterek arı sütü üretimine başladık. 2016 yılında esas üretim modeli ile üretmeye devam ettik. Arı sütü üretiminin her aşamasını, o gün için aktif kullandığımız blogda ve sosyal medyada paylaşmaya başladık ve sezon sonunda da arı sütü üretimi ile ilgili tüm verilerimizi ve üretim modelimizle ilgili bilgileri paylaştık.   

Bizim ve diğer üreticilerin internet ile sosyal medyadan arı sütü ile ilgili paylaşımlar yapmasından sonra 2010’lu yılların ortalarında tüketiciler yerli arı sütünü daha çok tanımaya ve faydalarını öğrenmeye başladı. Tüketici kullanıp fayda gördükçe talebi de artmaya başladı.

Aynı zamanda üretmek isteyen arıcıların arı sütü üretimine dair bilgilere ulaşımı da kolaylaştı.

Bu yıllarda, hiç tanımadığımız ve bizim yazılarımızı okuyup ilk sezonunda 12 kilo arı sütü üreten arıcı tarafından teşekkür etmek için arandığımızda, yazılarımızdan arıcılarımızın faydalandığını bir kez daha gördük. Artık üretmek isteyenler arılıklara gitmeden (üretimi gözü ile görmese de), derli toplu ve detaylı anlatım yapılan yazılardan da arı sütü üretimini öğrenebiliyordu.

Üretim yavaş yavaş artmaya başlamıştı ama kovan başı arı sütü üretimimizin az olması, tüketicinin arı sütünün faydalarını yeterince bilmemesi, standart ekipman ve ambalaj eksikliği gibi sıkıntılarımız da yok değildi.

Ülkemizde arı sütünün durumunun tespit edilmesi, üreticilerimizin sıkıntılarını yetkili kurumlara iletebilmesi, üretim artışı için neler yapabiliriz gibi konuları tartışmak için “Arı Sütü Çalıştayı” yapmak gerekliydi. O dönem bu fikrimi paylaştığımda bazı üreticiler “ben sorunumu biliyorum, kendim çözerim, konunun tartışılmasına gerek yok, sen niye bu işleri kurcalıyorsun?” demişti. Tam böyle söylenmese de bir yerde “durgun suyu niye bulandırıyorsun, az da üretsek üretici ürettiğini satıyor memnun, pazarımızı bozma” diye düşünülüyordu, başka böyle düşünenlerde yok değildi. Bir üretici üretim konusuyla ilgili sorunlarını tartışmaktan niye çekinir veya böyle bir çalıştayın yapılmasını niye istemez? Sadece üreten değil, o dönem çalıştayın yapılmaması için çalışan Arı Yetiştiricileri İl Birliği dahi oldu.     

Türkiye’de yıllık 5 kilo üzeri üretim yapan üreticiler, anket çalışmasıyla tespit edildikten sonra 23 arı sütü üretim işletmesi çalıştaya davet edildi. Tarım ve Orman Bakanlığı temsilcileri ve TAB yönetiminin bulunduğu Türkiye’nin ilk “Arı Sütü Çalıştayı” 2018 yılı başlarında Ankara’da yapıldı.

Çalıştaya katılan iki katılımcının sözlerini unutmuyorum. 30 yıl arı sütü üretimi yapan tecrübeli üretici “bizden laf çıkmaz” diyordu. Diğeri ise; arı sütü üreticilerinin, arı sütü yönünden ıslah edilmiş arı hatlarına ihtiyacı olduğunu söylediğimde, bir katılımcı “arı sütü üretimi için arı ıslahına gerek yoktur, filanca yerde başarılı üretim yapılıyor” dedi.

Güldüm, acı durumumuza…

Düşünün, arıcılık sektörünün içinde yıllarını harcamış olanlardan biri ben bilgi vermem diyor, aynı zamanda o dönem bir derneğin de başkanı olan bir diğeri ise, arı ıslahına karşı geliyor. Bütün bilimsel çalışmalara ve saha gerçeklerine ters olduğu halde, niye böyle söylüyordu? Kendi üretimini de göz ardı ederek niye arkadaşını ön plana çıkartmaya çalışıyordu? Başarılı üretim dediği, o sezon için günlük kovan ortalaması 8 gram. O sezon ortalaması 10,7 gram olan işletmemiz ile 8 gram ve ona yakın üreten diğer üreticiler başarısız!.. Birinin sosyal medyada reytingi yüksek olunca “en iyi üretici” o oluyor demek ki!.. 😊

Çalıştay sonrasında üreticilerle daha fazla görüşmeye başlanıldı ve Whatsapp grubu üzerinden bilgi alışverişi arttı.

2019 yılı sonlarına doğru 1. Arı Sütü Üreticileri Toplantısını Yalova’da yaptık. Bilgi ve tecrübe paylaşımlarından sonra bazı üreticilerimiz gerçeği görmeye başladı. Biz her ne kadar üretimimizden memnun olsak da Dünya’da bizden çok daha fazla üretenler var. Yeniliklere açık olan üreticilerimizin üretim miktarlarında artışlar olamaya başladı ve daha fazla nasıl üretebilirim diye düşünmeye başladılar. Yeniliklere kapalı olanların üretim miktarı ise düşük seyretmeye devam ediyor.

2020 yılına kadar üretici bir miktar artsa da talep arttığı için arı sütü satılıyor ve satış yönünde çok sorun gözükmüyordu.

Ne değişti?

2020 yılı mart ayında Yalova Tarım ve Orman İl Müdürlüğünün isteği ile Yalova’da arı sütü üretimi ile ilgili iki tam gün süren bir eğitim çalışması yaptık. Müdürlük verilerine göre eğitime 130 kişi katıldı. İyi katılımla güzel bir eğitim çalışması gerçekleştirdik.

Yalnız bu eğitimle kalmadık.

Bu eğitimde çok sayıda katılımcı tarafından eğitim slaytları istenince (slaytlardan pek bir şey öğrenilemeyeceği için) eğitimde kullandığım slaytlar üzerine konuşarak, toplam süresi 3,5 saat olan 6 video çekmek durumunda kaldım ve bunları Youtube kanalımda paylaştım. 

Bu sene, arı sütü üretimiyle ilgili bilgi isteyen, üretim sırasında sorunu olup arayan, arıcı sayımız diğer yıllara göre çok fazla oldu.

Yalova’daki eğitim çalışmasından sonra, eğitime katılamasalar da videolarımı seyrettiklerini belirterek bazı sorularına cevap almak için arayanlardan, yeni başlayacakların sayısının fazla olacağını tahmin ediyorduk. Üretim zamanı geldiğinden sonra da 2020 yılında arı sütü üretimine yeni başlayanları sosyal medyada görmeye başladık.

Bu sırada zaman zaman da Whatsapp grubumuza girmek için talepler geliyordu. Üretimin sonlarına geldiğimizde Whatsapp grubumuza girmek isteyen yeni üreticilerin üretim miktarlarını bildirmelerini istedik.

Grupta 30 üretici vardı ve yeni 35 üreticiyi de dahil ettiğimizde sayımız 65 oldu. İstek üzerine oluşturduğumuz grubumuz aslında Türkiye’deki tüm arı sütü üreticilerini kapsamıyor. Diğer üreticileri de düşündüğümüzde 100’den fazla üreticinin olması muhtemeldir. Tabii ki bu sayı biraz da kimlerin üretici olarak görüldüğü ile değişkenlik gösterir.

Grupta üretici sayısının iki katına çıktığını gören arkadaşların bazıları, üretime yeni girenlerin artışı bu hızla giderse, biz arı sütü satışında sıkıntılar yaşarız, arı sütü fiyatı düşer, arıcılar artık üretime teşvik edilmemeli gibi çok fazla olmamakla birlikte yakınmalar başladı.

Türkiye’de arı sütü üretimi sadece bizim çabalarımızla artmıyor ama bu artışta bizim de katkımız yok değil, tepkiyi de biz alıyoruz.  

Üretici bu tepkisinde haklı mı?

Evet, biraz haklı…

Ama biraz…

Hepimiz bu işi bir başkasından, birilerinin yazdıklarından veya araştırmalarımız sayesinde ulaştığımız bilgilerden öğrendik. Nasıl öğrenirsek öğrenelim, kolay veya zor, az ya da çok başkalarının aktardıklarından bir şeyler öğrendik. Kimse deneme yanılma yoluyla üretmeye başlamadı.    

 Biz şanslıydık, arı sütü üretimini öğrenmek isteyince bizden bilgi saklanmadı. Aldığımız bilgiden çok daha fazlasını gerek edindiğimiz tecrübelerle gerekse de akademik çalışmalardan, bilgi haznemize kattık. Başkaları bilgi isteyince de bazen zararımıza olsa da bilgimizi saklamaya çalışmadık.   

Saklamalı mıydık?

Biraz empati yapalım.

Biz öğrenirken birisinin öğretmesi iyiydi değil mi?

Nasılsa biz öğrendik, üretiyor kazanıyoruz, iyi de para kazanıyoruz.

Eee başkaları öğrenmesin mi?

Zorla, kimse kimseye bir şey öğretmeye de çalışmıyor.

2-3 yıl önce öğrenenler bugün başkalarına öğretilmesin diye düşünürse, 2 yıl sonra da bugün öğrenenler mi başkalarına öğretilmesin diye düşünecek? 

Ticari kaygılarla üreticilerin bazı çekincelerinin olmasını anlarım. Ama, ülkemizin arı sütü tüketiminin %15’ini üretebiliyorken, arıcılarımızın arı sütü üretimine teşvik edilmesine tepki gösterilmesini anlamakta zorlanıyorum.

Ne yapmalıyız?

Eğitim çalışmalarında şunu söylüyorum. İlk 2 yıl daha az miktarda üretmeyi düşünün, bu aşamada arı sütünü ve faydalarını etrafınıza anlatıp, arı sütünü tanıtın, böylece yerli arı sütü pazarının genişlemesine faydalı olduğunuz gibi yavaş yavaş perakende pazarınızı oluşturmaya başlamış ve tecrübenizi de arttırmış olursunuz.  Planlama yaparken işletme olarak üretebileceğiniz en fazla miktara 3. yılda ulaşın. İlk hedefiniz perakende satış olmalıdır, ürününüzün tamamını toptan satmayı hedeflemeyin derim. Böylece hem mevcut üreticilere fazla zararınız olmamış olur, hem de perakende satışla daha güçlü olursunuz, toptancının almasına fazla ihtiyacınız olmaz.

Her yıl 15-20 ton arı sütü ithal ediyoruz. Arı sütünün ithal edilmesinin yasaklanmasını beklemek yerine, yıllık 20 ton olan arı sütü pazarımızı, arı sütünün tanıtımını yaparak yerli arı sütü pazarını 2 tondan 20 tona çıkartalım. İthal 20 ton geliyorsa 20 ton da biz üretelim. Ama bunun için üretmek yetmez aynı zamanda tüketiciye tanıtmak ve bilgilendirmek gerekir. Bilgilendirebilmek için önce üreticinin bilgili olması gerekir.

Bunun için üretici olarak şöyle de bir üstün tarafımız var. Tüketicinin arı sütünü üreticiden, mümkün olursa güven duyduğu üreticiden almak gibi bir eğilimi var. Onun için üreticinin güven vermesi çok önemli.  

Bunların kolay olmadığını biliyorum ama yapmamız gerekir.  

Bu dediğimi yeni üreticiler yapar mı?

Bir kısmı yapıyor bir kısmı ise perakendeyle işi olmuyor toptan satmayı düşünüyor. 

Ama bu dediğimi eski üreticilerimizin bazıları da yapmıyor.

Ürettiğinin neredeyse tamamını toptan satmak isteyen üreticilerimiz var.

Firmalar arı sütü tanıtımını ve kendi reklamlarını yapıyor. Firmalar, sizden arı sütünü bugün 3’e alır paketler 6’ya satar, yarın 2’ye alır 10’a satar.

Muhakkak yapılması gereken bir diğer konu ise, üretimin verimli yapılmasıdır. Genele baktığımızda üretimimiz verimsiz. 8-10 gram olan sezon ortalamamızı yükseltmemiz gerekir.

Bunlara göre hareket edemeyen üreticiler…

Üzgünüm…

Böyle yapmaya devam ederseniz zarar göreceksiniz.

Çünkü, biz elimizden geldiği kadar hem mevcut üreticilerin üretimdeki verimlerinin artması için hem de yeni üreticilere öğretmek için çalışmaya devam edeceğiz.

Bundan sonra üretici sayısı ve üretim miktarı daha da artacak.

Kalın sağlıcakla…

    

 

Öğretmekle Bazı Üreticilere Kötülük Mü Ediyoruz?” için bir yorum

  • 14/08/2020 tarihinde, saat 08:20
    Permalink

    Kenan Abi
    Youtube a attığın eğitim videolarını indirdim ve aklıma takılan yerler oldukça açıp tekrar tekrar izliyorum. Hobi olarak 5 yıl önce başladığım ve 40-50 kovanı hiç geçmediğim arıcılığı sırf herşeyi çok bildiğini sanan milletimiz yüzünden bırakacaktım. Dedemde arıcıydı, onun zamanında da tüketici bal konusunda arıcıdan daha çok biliyordu, bugun de değişen bişey yok. Tabi tüm suçu tüketiciye atmak haksızlık olur, milletimizde genel olarak karşısındakini kazıklamak anlayışı olduğu için insanlar anlamadığı konularda ahkam kesmeye bayılıyor.
    Bal konusunu anlattım çünkü arıcılığı sırf bu yüzden bırakacakken süt üretimi yapmayı senin eğitim videoların sayesinde kafaya koydum.Sana çok teşekkür ediyorum.

    Önümüzdeki sezon bende 55 kolonilik çekirdek kadro ile süt üretimi yapmayı düşünüyorum. Sana tepki gösteren üreticiler haksız. Bilgiyi paylaşmak doğru olan. Filan üreticiden süt alan birisi kalkıp ta bu sene başlamış bir üreticiden süt almaz. Bal konusunda bile bu böyle. Herkes bildiği yerden almaya devam eder. Üretime başlayan biri dediğin gibi kendi pazarını oluşturmak zorunda. Biz yerli olarak 20 tonda üretsek ithalat yine devam eder. Kg si 700-800 tlye arı sütü gördüm internette. Üretici artıyor diye yakınmak yerine ithal arı sütleri nasıl bu kadar ucuz oluyor diye düşünmek lazım.
    Çinlilerin ve Korelilerin üretim videolarını gördüğümde nasıl bu kadar ucuz olduğunu anlamak zor değil.
    Verimi arttırmak önemli olan bence. Bir üretici daha az yorularak 2 katı üretim yapsa daha ucuza satarak daha çok tüketiciye ulaşabilir. O zaman pazarı bozuyorsun diye yakınmaz.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir